Miras Hukuku Nedir?

Miras hukuku, ölüm ya da gaiplik ile sonuçlanan durumlarda, murisin malvarlığının hangi şahıslara nasıl paylaştırılacağı konusunda düzenlemeler yapar. Mirasa konu olan yasal mirasçılar ile diğer mirasçılar arasındaki mal paylaşımları bazı şartlara bağlanmıştır. Mirasın paylaşım oranları, kanunda belirtilen usullerde murisin eşinin varlığına bağlı olarak değişir. Fakat mirasçılar, mirasa konu olan mal varlıklarından eşit oranlarda pay alacaktır. Miras hukuku yasal mirasçıları olan kişiler şu şekilde sıralanabilir:

  • Anne,
  • Baba
  • Torun
  • Eşlerden her biri (karı-koca)
  • Kardeşler
  • Üst zümre (büyük anne, büyük baba ve halefleri)

Yukarıda sıralanan mirasçılar, ölen kişiden kalan mal varlıklarını paylaşmakla yükümlüdür. Miras paylaşımları, mal varlığı sahibinin ölmesi ya da gaipliği kararının verilmesiyle yapılmaktadır.

Miras Hukuku Davaları

Miras hukuku, mal varlığı paylaşımları davalarının yürütüldüğü hükümleri içinde bulunduran hukuk dalıdır. Yasal olarak yapılan düzenlemeler doğrultusunda belirlenen bir branşlama yoktur. Fakat genellikle miras davalarına bakan hukuki kişilere, miras hukuku avukatları denir. Miras avukatlarının baktığı davalar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Mirasa konu olan malların paylaşımı davaları,
  • Bırakılan mirasta saklanan pay,
  • Reddi miras,
  • Tenkis davaları,
  • Mirastan mal kaçırma
  • Vasiyetin iptali ya da düzenlenmesi,

Bu gibi sorunlarda miras hukuku avukatları, ilgili mahkemelerde savunma yaparlar. Miras davaları sürecinde kabul edilen mirasçılar çeşitlere ayrılmaktadır. Bu çerçevede değerlendirilen yasal ve atanmış mirasçılar, mal varlığına hak kazanır. Muristen, mirasçılara bırakılan mal varlıklarının hukuktaki açılımı ise terekelerdir.

Miras Hukukunda Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Genellikle miras hukuku kapsamında açılan miras davaları en sık başvurulan dava türleridir. Mal paylaşımları yapılırken, öncelikle mal varlığına sahip olan kişinin ölümü ya da gaipliğinin tescillenmesi gerekir. Bu tasarruflar doğrultusunda mal paylaşımları mümkün hale gelecektir. Ölen kişiden kalan mirasın paylaşımında ise dikkat edilmesi gereken konular vardır.

Mal paylaşımı yapılırken, mirası bırakan kişinin vasiyeti varsa vasiyetnamede yazılanlar dikkate alınmaktadır. Hayatını sürdüren ve vasiyetname hazırlamayan kişilerin miras paylaşımları farklı olacaktır. Mal varlığı paylaştırılan bireylerin, eşlerinin yaşamını sürdürüp sürdürmediği önemli noktalar arasındadır. Eşler hayattaysa malvarlığı 4/1 oranında verilmektedir. Kalan mal varlığı ise çocuklar arasında orantılı olarak paylaştırılmaktadır. Ölümün gerçekleşmesiyle, hayatını sürdüren eşin arzusuyla anne ve babası mirasçı kabul edilmektedir. Anne ve babanın mirasçı kabul edilmesiyle yarı mirasçı eş, yarı mirasçılar ise anne ile babadır. Miras hukukuna ilişkin yaşanan tüm sorunlar, Şanlıurfa Avukat İbrahim Aydın tarafından çözülmektedir.

Vasiyetname Olmadan Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Miras hukuku alanında, en çok mal paylaşımı konusunda dava yoluna gidilmektedir. Bireylerin hayatını kaybetmesi ve gaipliğinin tam olarak ispatıyla birlikte kalan malvarlığı yasal yollardan mirasçıları arasında paylaştırılmaktadır. Bu aşamada ise miras hukuku devreye girer. Miras davaları yürütülürken, tartışılan önemli konulardan biri vasiyetname olmadan mal paylaşımı yapılıp yapılamayacağıdır. Bu hususlarda, birinci dereceden kan hısımları sayılan eşler ve çocukları arasında mal paylaşımı yapılmaktadır. Dolayısıyla vasiyetname olmaması, mal paylaşımına engel değildir. Mal paylaşımı eşit bir şekilde paylaştırılmaktadır. Bununla birlikte, miras bırakın bireyin ebeveynleri de miras üzerinde hak sahibidir. Fakat çocuklar ve eş hayatını sürdürüyorsa, diğer kan hısımlarının terekeler üzerinde hakkı yoktur.  

Mirastan Pay Alacak Olan Kişiler Kimlerdir?

Miras hukuku, Türk Hukuk Sistemi tarafından belirlenen ve miras dağıtımına ilişkin tüm detayları inceleyen hukuk dalıdır. Kalan miras üzerinden pay alma hakkına sahip olan kişiler, zümre sistemi olarak bilinen teknikle belirlenmektedir. Belirleme işlemi, üçüncü zümredeki hısımlara kadar geçerlidir. Birinci zümre, miras bırakan kişinin alt soyudur. Murisin eş, çocuk ve torunları bu zümrede değerlendirilmektedir. Anne, baba, kardeş, yeğen gibi hısımlar ikinci zümrede kabul edilmektedir. İkinci zümredeki kişilerin mirastan yararlanabilmesi için birinci zümredeki kişilerin hayatta olmamaları gerekir. Mal paylaşımı yapılırken, üçüncü zümre değerlendirmesi de yapılmaktadır. Bu zümrede; büyükbaba, büyükanne, amca, dayı, hala, teyze gibi akrabalar bulunmaktadır. Eğer diğer iki zümrede yaşayan kişi olmazsa üçüncü zümre mirastan yararlanabilmektedir. Yasal mirasçıların yanı sıra miras bırakan kişinin vasiyeti doğrultusunda belirlenen kişilere de mal üzerinden hak verilmektedir.

Vasiyetname Nasıl Hazırlanır?

Miras hukuku, bireylerin ölümünden sonra mal varlığının nasıl paylaştıracağı ile ilgili konuları inceler. Miras hukuku kapsamında geçerli olan bazı vasiyetname türleri vardır. Bu vasiyetnameler hazırlanırken şu yöntemler kullanılır;

  • Murisin el yazısı ile hazırladığı vasiyetnameler,
  • Sözlü olarak ifade edilen vasiyetnameler,
  • Resmi vasiyetnameler

Bu vasiyetname türleri, miras davaları yürütülürken, etkili olan bilgilerdir. Sözlü olarak vasiyetname bulunması durumunda, okur yazar olan iki tanık murisin sözlü beyanını ifade etmesi ve yazılı olarak sulh hâkimine sunması gerekir. El yazısıyla düzenlenen vasiyetnameler, miras bırakana ait olmalı ve tarihinin belirtilmesi gerekir. Noterce onayı verilen resmi vasiyetler ise miras hukukunda sık kullanılan belgelerdir. Miras zümrelerinin hiçbirinde yer almayan ve aile dışında olan bireyler, mirastan pay alabileceklerine dair somut kanıtlar sunmalıdır. Mirasçıdan alınan ıslak imzalı vasiyetnameler, delil olarak kabul edilecektir. Aksi durumda, aile dışında olan kişiler mirastan hak elde edemezler.  

Reddi Miras Nedir?

Miras hukuku alanında sık karşılaşılan durumlardan bir tanesi de reddi miras kavramıdır. Murisin, yasal mirasçısı olan kişiler, bazı özel sebepler belirterek mirasları reddetmesi mümkündür. Miras hakkı olduğunun öğrenilmesi durumunda, üç ay içinde reddetme hakkı mirasçıya verilmiştir. Mirasçı hakkı olan reddi miras başvurusu yapılacağı zaman, sözlü ya da yazılı mahkemelere beyan verilmelidir. Reddi miras davaları, Sulh Hukuk Hâkimi tarafından yürütülmektedir. Bu davalarda, sözlü ya da yazılı olarak herhangi bir beyan yoksa mirasın reddi geçersiz kabul edilmektedir. Dolayısıyla miras hukuku bu gibi durumlarda bireyi yasal mirasçı kabul eder. Murisin bütün malvarlığında borç varsa reddi miras talebine gerek kalmadan miras reddi gerçekleşir.

HUKUKİ YARDIM ALMAK VE AVUKAT İBRAHİM HALİL AYDIN İLE GÖRÜŞMEK İÇİN RANDEVU ALABİLİRSİNİZ.

İletişim: 0542 761 8406

E-mail: av.ibrahimhalilaydin@gmail.com

Atatürk Bulvarı Urfa İşhanı Kat:2 No: 217 Haliliye/ Şanlıurfa

Av. İbrahim Halil Aydın
Miras Hukuku Nedir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön